gülümseyeMEMEler

Kendisini karanlığa mahkum etmiş, kabullenmiş, sessiz bir gurbetçi gibi gözü yolda bekleyen bir yalnızla aynı dili konuşabilir mi insan? 

Yeterli mi bir lisan? 

Senin bugün görmezden geldiğin, nasıl olsa bir daha yaşarım dediğin anıları, tekrar yaşayabilmek için neler verir insan. 


Ayıplamamalı yalnızları, sürdürmemeli de sonsuza dek. 

Var mı bilinmez gerçi bu duyguya denk,

Ararsın bulunmaz, bakarsın görünmez, dokunsan bir boşluk.. 

Sevebilir misin sen yeniden? 


Üzerime afiyet lanet bir hafıza ve ondan bana ceza gibi karanlık anıların ardındaki beyaz gülümsemeler. 

Dön demeler, bana dön demeler (pardon bu buraya ait değil.)


Gideceksin aslında gidebildiğin yere kadar. 

Çoktan eskimiş istasyonda tren beklemek neye yarar? 

Söylesene sen yabancı, mutluluk gerçekten kimlere var? 

Avucumun içindeki küçük anılarım ve eski umutlarım.. 

Uçun şimdi, uçabildiğiniz yere kadar..


                                                                                                            YVR




Yorumlar

  1. Belki de çoktan gitmeye karar vermiştir…
    Yolcunun gayesi beklemekmiş gibi görünür hep, Oysa kim bilir, belki de bekleyenin sabrına laf söyletmemekmiş derdi. Sen nereden bileceksin ki. Bir vedanın ne zaman susup, ne zaman konuştuğunu? Bu sebeptendir, yargılama… Yolcu, eski tren garında da bekler; Ama ne tren gelir o raylara,
    Ne de giden dönüp arkasına bakar.
    Bekliyormuş gibi yapar sadece,
    Lafın en keskinini içinde saklayarak.

    Vaktini bekler eski raylar,
    Eski tren, hiç hareket etmeyecekmiş gibi durur belki… Ya da biz öyle sanarız.
    Ne zaman ki tam gelmeyeceğine inanırız, İşte o an çatırdar paslı raylar…
    Tozlu bir manzaradan, zamansız çıkar eski gemi; Gelir ve gider…
    Ve biz o zaman anlarız asıl mevzunun
    Paslı raylar değil, Paslı tren olduğunu.

    YanıtlaSil
  2. Her insanın kendini yalnız ve çaresiz hissettiğinde sığınabileceği bir yeri olmalı. Nerede nefes alabiliyorsa oraya teslim etmeli benliğini. Nerenin sıcaklığı bastırıyorsa kendi soğukluğunu oraya bırakmalı bedenini. Peki ya yoksa bunların hiçbiri? Bu yalnızlık sürer mi hep böyle? Belki de tüm özlemleri yazıya dökerek belki de aynı hisleri yaşayan insanların varlığını bilerek bile paylaşılabilir insanın kendine yoksulluğu neden olmasın. Hem mutluluğu diğerlerinde aramak niye? Avuca saklanan anılar akla geldikçe (hoş sizin lanet hafızanız unutmanıza izin vermiyordur ki tekrar geri gelsin) yüzde oluşuyorsa bir gülümseme en hakiki mutluluk işte o bence.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar